23 03 2011

Destan şiirler

ADNAN BİNYAZAR Destan şiirler Cahit Külebi “Şair olunmaz, şair doğulur,” derdi. Bu tanımı anımsadıkça daha ilk şiirleriyle, gözümün önüne hep Refik Durbaş gelmiştir. Şair de doğulsa, şairi besleyecek anlatımsal altyapı elbette çok önemli. Şiire “Evvel zaman içinde yazdığım şiirler / Bergüzar olsun. / Aç kapıyı bezirgân başı / Bezirgân başı” diye başlayan Külebi’nin doğduğu toprak Çeltek - Zile - Tokat dolayları ozanlar ocağı, Refik Durbaş’ın Erzurum’u ozandan ozan yaratan bir toprak... Öyle olmasaydı, yirmi yaşlarının ortalarında Kuş Tufanı, Çırak Aranıyor gibi, Anadolu lirizmini söylemine sindirmiş şiirler yazabilir miydi Durbaş! Şu dizeler bile, onun nasıl soylu bir halk damarından beslendiğini gösteriyor: Elim sanata düşer usta Dilim küfre, yüreğim acıya Ölüm hep bana Bana mı düşer usta? Sevda ne yana düşer usta Hicran ne yana Yalnızlık hep bana Bana mı düşer usta? Gurbet ne yana düşer usta Sıla ne yana Hasret hep bana Bana mı düşer usta?” Ülke edebiyatlarını karşılaştırıp, hele de şiirle öyküyü öne çıkararak yazarlardan birini öbüründen üstün tutma saçma sapan bir yöntemdir. Hangi ülkede yetişmiş olursa olsun, yazdığı şiirse, onun yeri bellidir. Öykünün de, resmin de, müziğin de ölçüsüdür bu. Yalnız Yunus’tan, Dede Korkut’tan bu günlere akıp gelen şiirimizin de, öykümüzün de, dünya edebiyatları arasında belli bir düzeyin altında olmadığı da bir gerçek. Yaşar Kemal’in romanlarının kaynağı, ölü başında ağıt yakan sığıtçılara, söylencemsi anlatılara, halk destancılarının oba ona dola... Devamı

23 03 2011

12 Mart olalı 40 yıl, 12 Eylül olalı 30 yıl geçti. Ancak kimi mu

BİTMEYEN SÜRGÜN   12 Mart olalı 40 yıl, 12 Eylül olalı 30 yıl geçti. Ancak kimi muhalif gazeteci ve yazarlarımız sürgünde yaşamak durumunda.   12 Mart olalı 40 yıl, 12 Eylül olalı 30 yıl geçti. Ancak kimi muhalif gazeteci ve yazarlarımız sürgünde yaşamak durumunda. Ve bu son derece olağan karşılanıyor. 12 Eylül darbe anayasasında sayısız değişiklikler yapıldı son 25 yıl içinde, ama düşünce, ifade ve basın özgürlüğü hâlâ sorunlu olmaya devam ediyor. Birçok yazarımız sürgünde yaşamak zorunda hâlâ. Başlı başına, aynı 30’lu yıllar Almanya’sında olduğu gibi bir “Sürgün edebiyatı” oluşmuş vaziyette. Ne yazık ki, bu edebiyat dikkate alınmadığı gibi, bugüne kadar toplu bir değerlendirme yapılmış da değil. 12 Eylül sonrası Fakir Baykurt, Dursun Akçam, Demir Özlü, Ömer Polat, Mehmet Uzun, Mehmet Emin Bozaslan, Oya Baydar, Server Tanilli gibi bir çok yazar ve aydın uzun yıllarını sürgünde geçirmek zorunda kaldı ve yazmaya devam etti. Siyasal nedenlerle sürgüne giden birçok devrimci de yazma serüvenine sürgünde başladı. DOĞAN ÖZGÜDEN BRÜKSEL’DEN SESLENİYOR Evet, birçok yazarımız sürgünde yaşamak zorunda hâlâ. Devlet, bırakın onlara yönelik yasakları kaldırmayı, onlardan özür dilemekle de yükümlü. Türkiye basınının duayenlerinden Doğan Özgüden ve eşi İnci Özgüden’e bir özür borçlu olmaları gibi. Bu çift, 12 Mart ve 12 Eylül rejimlerinin suçlarını gerek İnfo-Türk bültenleri ve gerekse Kara Kitap dahil sayısız kitap ve broşür ile kayda geçti. Kazara bir gün sadece başarısız darbe girişimcileri değil, darbe yapanlar insanlı... Devamı

23 03 2011

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizi

AlsahBlogBaşlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Öykü Kitapları Zamandizini 1 (1867- 1929)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ (I)KURULUŞ DÖNEMİ: 1870-1930 (1) Hazırlık/etkiler: (1870-1900) Ahmet Mithat, Emin Nihat, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nâzım, Hüseyin Cahit Yalçın, Halit Ziya Uşaklıgil, Ahmet Hikmet Müftüoğlu, Ercüment Ekrem Talu, Hüseyin Rahmi Gürpınar. (2) Çağdaşlaşma Yolundaki İlk Adımlar: (1900-1930) Ömer Seyfettin, Memduh Şevket Esendal, Yukap Kadri Karaosmanoğlu, Halide Edip Adıvar, Refik Halit Karay, Selahattin Enis, F. Celâlettin, Osman Cemal Kaygılı, Reşat Nuri Güntekin, Kenan Hulusi Koray, Nahit Sırrı Örik.(**) *** *** 1867 AZİZ: Muhayyelat-ı Aziz Efendi 1870/71 AHMET MİTHAT: Kıssadan Hisse 1870/71 AHMET MİTHAT: Letaif-i Rivayat 1871/72 AHMET MİTHAT: Durub-i Emsal-i Osmaniye Hükemiyatının Ahkamını Tasvir 1872/75 EMİN NİHAT: Müsameretname 1875 MEHMET CELAL: Cemile 1875 MEHMET CELAL: Venüs 1886 NÂBİZÂDE NÂZIM: Bahtiyar mıdırlar? (yılı ?) 1886 NÂBİZÂDE NÂZIM: Yadigârlarım uö 1888 UŞAKLIGİL, Halit Ziya: Bir İzdivacın Tarih-i Muâşakası 1890 NÂBİZÂDE NÂZIM: Bir Hâtıra 1890 NÂBİZÂDE NÂZIM: Karabibik uö(1890/1891) 1890 NÂBİZÂDE NÂZIM: Zavallı Kız uö (1889/1890), 1890 UŞAKLIGİL, Halit Ziya: Bir Muhtıranın Son Yaprakları 1891 MÜFTÜOĞLU, Ahmet Hikmet: Leylâ Yâhut Bir Mecnunun İntikâmı 1891 NÂBİZÂDE NÂZIM: Hâlâ Güzel uö 1891 NÂBİZÂDE NÂZIM: Haspa uö 1891 NÂBİZÂDE NÂZIM: Sevdâ uö 1891 RECAİZADE MAHMUT EKREM: M... Devamı

23 03 2011

GÜNCE 2011-03-23 Memet Fuat Ödülü

GÜNCE 2011 2011-03-23 Memet Fuat Ödülü’nü iki yazar paylaştı TÖREN 9 NİSAN’DA SANTRALİSTANBUL’DA YAPILACAK Kültür Servisi- 19 Aralık 2002 tarihinde hayatını kaybeden Memet Fuat’ın anısına düzenlenen “Memet Fuat Eleştiri/ İnceleme, Deneme, Yayıncılık Ödülleri”nin 7’ncisiyle “Memet Fuat Genç Şiir Ödülü”nün 3’üncüsü, sahiplerini buldu. Cevat Çapan, Konur Ertop, Nurdan Gürbilek, Uğur Kökden, Hasan Kuruyazıcı, Nilüfer Kuyaş ve Mustafa Öneş’ten oluşan seçici kurulun değerlendirmesi sonucunda, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları’nın verdiği 5 bin liralık “Eleştiri/İnceleme Ödülü”, Jale Özata Dirlikyapan’ın, “Kabuğunu Kıran Hikâye” adlı kitabı ile Yücel Kayıran’ın “Kritiğin Toprağında” adlı kitabı arasında paylaştırıldı. Adam Yayınları’nın 5 bin liralık “Deneme Ödülü”nü Faruk Duman, “Adasız Deniz” adlı kitabıyla kazandı. “Yayıncılık Ödülü”ne ise Günışığı Kitaplığı, “Köprü Kitaplar” dizisiyle, gençleri ve her yaştan okuru, edebiyatın farklı ve güçlü isimleriyle buluşturan kitaplar yayımladığı için değer görüldü. “Memet Fuat Genç Şiir Ödülü”nü ise, “Devrik Ölüm” isimli dosyası ile Aybars Şenyıldız kazandı. “Memet Fuat Ödülleri”, 9 Nisan’da saat 15.30’da Bilgi Üniversitesi’nin santralistanbul Yerleşkesi’nde gerçekleşecek törenle kazananlara verilecek. Ödül töreninde, Memet Fuat’ın 85. yaşı bir belgesel filmle kutlanacak. Ayrıca Eylül Duru, Memet Fuat’ın sevdiği t&u... Devamı

05 12 2010

Şair Nasıl Olunur, Şiir Nasıl Yazılır?

Şair Nasıl Olunur, Şiir Nasıl Yazılır?   OĞUL: Şiirin okulu var mı baba? Varsa göndersene beni oraya… OĞUL: Şiirin okulu var mı baba? Varsa göndersene beni oraya… BABA: Yok oğul. Ustaya gönderir gibi koyamazsın çocuğunu yanına bir şairin. Olsaydı paraya kıyar inan gönderirdim okulsa okuluna ustaysa ustasına seni çocuğum. Okulu yok bunun şiiri kendi kendine öğreneceksin kendin olacaksın okulun da ustan da… OĞUL: Ustasız zenaat öğrenilir mi baba? BABA: Öğrenilmez oğul... O yüzden ustalar edineceksin kendine Şair olmak istiyorsan eğer arayıp bulacaksın onları birer birer… OĞUL: Nerede bulurum onları baba? Kimdir onlar? BABA: Ömer Hayamdır örneğin biri Mevlana’dır biri de… OĞUL: Kimmiş Ömer Hayam baba? Ne demiş yardımcı ol biraz bana… BABA: “Mey kaseme el koydun yerlere vurdun Tanrım Beni zevkimden edip sanki ne buldun Tanrım! Gül rengi şarabımı yerlere döktün tekmil Yoksa sen de içmeden sarhoş mu oldun Tanrım.. İşte bu Ömer Hayam. OĞUL: Ya Mevlana? ... BABA: “İster putperest ister Mecusi ol Kırk bin kere tövbe etsen de açıktır yol Dergahımız umutsuzluk dergahı değildir Bizce günahkar da bir tövbekâr da bir…” İşte bu da Mevlana. OĞUL: Ama bunlar şiir baba BABA: Zaten oğul şiir Şairin kendisidir. Örneğin ele alalım Shakespeare’i “Prenslerin o mermer ve tunçtan heykelleri Senin güçlü şiirin kadar kalıcı değil Anıtlar da yıkılır atiye kalmaz biri… Sen ki her dizen ile kalacaksın dipdiri” OĞUL: Kafam karıştı iyice anlayamadım Şiir mi şair Yoksa şair mi şiir? .. BABA: “Ay geli... Devamı

05 12 2010

Tam Zamanında Yaşamak

Tam Zamanında Yaşamak   Yemek de bos içmek de,    Hatta yeri gelmeden sevismek de.   Tam zamanında öpmelisin mesela güzel gözlünü,    Tam zamanında söylemelisin sevdigini         Gözlerinin içine baka baka.   Bisikletinin gidonunu    Tam zamanında çevirmelisin         Düsmemek için. Tam zamanında frene basmalı,    Tam zamanında yola koyulmalısın.   Tam zamanında oksamalısın basını    O üzüm gözlü çocugun         Hıçkırıklar tam dizilmisken bogazına,              Tam aglamak üzereyken.   Tam zamanında koymalısın elini omzuna    En sevdigin dostunun babası öldügünde.   Tam zamanında tutmalısın düserken    Üç yasındaki sehpaya tutunan çocuk.   Tam zamanında acımalı yüregin    Afyon'da Hasan Agabey' in evi yıkılınca basına         Evsiz kalınca çoluk çocuk              Ki uzatasın elini bir parça.   Tam zamanında açmalısın kapını    Hayatına girmek isteyenlere. Tam zamanında çıkarmalısın    Sevginden sımarmaya baslayanları.   Tam zamanında affetmelisin kardesini    Biliyorsan yüreginde kötülük olmadıgını         Seni gecenin üçünde arayıp da              Kafasının iyi oldugunu söylediginde.   Tam zamanında ögretmelisin ogluna    Gerekiyorsa yumruk atmayı         Tam burnunun üstüne              Tiksinmeden pi... Devamı

05 12 2010

EKİN SANAT AYLIK EDEBİYAT VE DÜŞÜN DERGİSİ

EKİN SANAT AYLIK EDEBİYAT VE DÜŞÜN DERGİSİ   Dergimiz, nitelikli şiirleri okuyucularıyla buluşturmak ve bu dalda uğraş veren kimseleri tanıtmak amacıyla bir çalışma başlatmıştır. Dergimizin felsefesine yarışma uygun düşmediği için bu çalışmamız bize çalışmalarını göndereceklerce yarışma olarak anlaşılmamalıdır. Amacımız bize gönderilen kitaplaşmaya uygun 3 kitabı seçmek ve yayınlamaktır. Kitap olarak seçilmeyen ama yayınlanmaya değer şiirleri de gerek dergimizde, gerekse uygun bulduğumuzda şiir antolojisi olarak yayınlamak düşüncesindeyiz.   KATILIM KOŞULLARI:   Herkes; kitaplaşmaya uygun şiirlerle yurt içinden ve yurt dışından katılabilir. Son gönderme Tarihi 31 Mart 2011’dir. (Gerek duyulduğunda bu tarih 2 ayı geçmemek koşuluyla uzatılabilir). Bize gönderilen dosyalar ön incelemeye alınacağından son katılım tarihini beklememekte yarar vardır. Ekin Sanat Dergisi’nin yazı kurulu ve temsilcileri katılamaz. Yayınlanmayı hak kazanan üç dosya 25 Haziran 2011 Tarihinde açıklanacak ve sonuçları dergimizin Temmuz 2011 sayısında açıklanacaktır. Seçici Kurul son katılma tarihinin bitimiyle birlikte açıklanacaktır. Şiir dosyasını gönderen herkesin dergimize abone olma koşulu vardır. Abone olmayanların şiir dosyaları değerlendirmeye alınmaz. Dosyalarını gönderenler abone bedelini yatırdıkları dokümanın fotokopisini veya aslını ya posta yoluyla adresimize ya da internet aracılığı ile dergimizin internet adresine ulaştırabilirler.   ABONE KOŞULLARI:   Yurtdışı: 50 Euro Yurtiçi: 50 TL’dir   ABONE BEDELİ: Celal Fil Kızılay PTT Şubesi/Ankara Hesabına yatırılır. Hesap No: 5307943     6179128   Ekin Sanat Konur Soka... Devamı

05 12 2010

M. ALİ ERBİL'İ BIRAK İSKENDER PALA'YA BAK

M. ALİ ERBİL'İ BIRAK İSKENDER PALA'YA BAK http://www.facebook.com/profile.php?id=1832563836 24.10.2010 23:55 Karakter boyutu : -------------------------------------------------------------------------------- Zaman Gazetesi yazarı“Profesör” unvanlı İskender Pala, “Şah & Sultan” adlı kitabın yazarı… Beşyüz yıl önce olup biten olaylar üzerinden yola çıkarak Şah İsmail ve Alevi-Kızılbaşları, yani bizleri, ceddimizi, geleneğimizi, kültürümüzü, inancımızı aşağılamaya çalışıyor. Kendisi ya koca bir Alevi külliyatının farkında değil, ya da bilinçli bir Arap-Emevi militanı… Yazdığı konuya değin ne el almış, ne de nasip... Bilmesine bilmiyor da, Türkmen’e ve Türkmen’in geçmişine söverken, Türk’ün geçmişine sövdüğünü de mi bilmiyor acep!.. Bilerek sövüyor olabilir mi? Belki de Arap hayranı bir mefkûreci… Mefkûreciler bunu hep yapar ama bu arkadaş ölçüyü çok kaçırmış. Kıyıda köşede söylenen Alevi karşıtı iftiralarının tümünü derlemiş, epey bir miktar da kendisi ilave etmiş ve “özel görevli” gibi çalakalem yazmış… Yazdıkları yenir yutulur gibi değil. Bunca kinin-düşmanlığın özel bir nedeni mi var bilemem ama kitabın başından sonuna kadar Alevi-Bektaşilere hakaret etmiş. Sadece bu da değil; tv.lerde kanal kanal gezip “Alevileri ne kadar sevdiğini, bu yurttaşlara mumsöndü denilerek iftira edildiğini” söyleyerek kitabının ticari reklamın yapıyor. Oysa kitabında onlarca kez “mum söndü” iftirasını ince ince kendisi tekrar ediyor! M. Ali Erbil’in yaptığı, Pala’nın yazdıkları karşısında gerçekten çok masum kalıyor: kitap, baştan sona yalan, ... Devamı

05 12 2010

KADIN YAZARLARIN 2009’DAKİ ÖYKÜ KİTAPLARI ARASINDA BİR GEZİNTİ

KADIN YAZARLARIN 2009’DAKİ ÖYKÜ KİTAPLARI ARASINDA BİR GEZİNTİ   İlk ustalardan Halide Edib'e saygıyla...   Lacivert’ten sevgili Fulya Bayraktar’ın önerisi doğrultusunda, 2009’da yayımlanan öykü kitapları arasında bir gezinti yapmaya karar verdim ve bu geziyi sınırlandırmak amacıyla, kadın öykücüler bağlamında bir çalışmaya odakladım düşüncelerimi. Geçtiğimiz yıl birçok öykü kitabı yayımlandı, edebiyat dergilerinin sayfalarında yüzlerce öykü yer aldı; ancak 2009’a damgasını vuran yazınsal türün yine roman olduğu görüldü. Yayınevlerin satış kaygılarını öne alan tutumu, öykü kitaplarından çok daha fazla sayıda roman yayımlanmasına neden oldu; ancak nicelikteki artışın, nitelik açısından tartışılabilir bir olgu olarak kendini ortaya koyduğunu da ifade etmek mümkün. Bu yıl yayımlanan öykü kitapları romana göre sayıca daha az olmalarına rağmen, bu kitaplar ülkemiz edebiyatında öykü türünün geldiği noktanın hayli ilerilerde ve yükseklerde olduğu gerçeğinin birer göstergesi oldular bana göre. Ayrıca, Ayfer Tunç, Sema Kaygusuz gibi yazmaya öyküyle başlayan ve bu türe yoğun emek veren genç yazarların roman alanında geçtiğimiz yıl hayli nitelikli çalışmalara imza attıklarını da belirtmek gerekir. Ayfer Tunç’un Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi adlı romanı, Sema Kaygusuz’un Yüzünde Bir Yer’i, 2009’un başarılı yapıtları olarak ön planda yer aldılar. Bu yazıyı kadın öykücülerin yapıtları bağlamında kaleme aldığım için, öncelikle kadın öykücülerin hangi konuları, nasıl ve ne şekilde ele aldıklarına değinmek istiyorum. 2009&rs... Devamı

04 06 2010

Varoşlardan puslu manzaralar

27/05/2010 16:03 Pus, İstanbul'un varoşlarında, Altınşehir'de geçen karanlık bir hikâyeyi anlatıyor.     FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYIN   Tayfun Pirselimoğlu’nun yönettiği ve Ruhi Sarı, Nurcan Ülger, Mehmet Avcı ile Bahar Yanılmaz’ın oynadığı Pus, Tiglon Film dağıtımıyla Zuzi Film tarafından vizyona çıkarıldı. Kaçak Bir korsan DVD atölyesinde çalışan Reşat takıntılı ruh haline sahip bir gençtir. İnsanlarla ilişki kurmakta güçlük çeken Reşat’ın aynı binada ilgi duyduğu ama açılmaya cesaret edemediği bir kız yaşamaktadır. Çalıştığı yere arada bir uğrayan patronunun arkadaşı, karanlık işlere bulaşmış Celal, Reşat’ın ilgisini çeken bir tiptir. Onun, çalıştığı yere uğrayıp bir paket bıraktığı gün vurulması Reşat’ın hayatının değiştiği gün olur. Yapım: 2009 ~ Türkiye , Yunanistan Tür: Dram Oyuncular: Ruhi Sarı , Bahar Yanılmaz , Serkan Keskin , Birol Engeler , Mehmet Avcı Yönetmen: Tayfun Pirselimoğlu Senaryo: Tayfun Pirselimoğlu Yapımcı: Veysel Ipek Görüntü Yönetmeni: Ercan Özkan Müzik: Cengiz Onural Süre: 1 saat 48 dk Pirselimoğlu’nun son filmi ‘Pus’, metropol sınırlarındaki karanlık hayatlardan seçilmiş yabancılaşmalar üstüne Varoşlardan puslu manzaralar Sungu Çapan, Cumhuriyet 04.06.2010 İstanbul’un son yıllarda çarpık yapılaşmayla büyüyen, göğe doğru dikilmiş devasa kibrit kutuları çirkinliğindeki (mantar gibi de çoğalan) gökdelenlerin gecekondulara tehdit oluşturduğu, sürekli nüfus alan ama koyu bir yoksullukla işsizliğin hüküm sürdüğü, yasaların pek de ipl... Devamı

14 05 2010

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872-

Başl Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN 2004'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2005'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2006'DA ROMAN Ali ŞAHİN 2007'DE ROMAN Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1872 ŞEMSETTİN SAMİ: Taaşşuk-i Talat ve Fitnat 1873 AHMET MİTHAT: Yeniçeriler 1874 AHMET MİTHAT: Dünyaya İkinci Geliş 1875 AHMET MİTHAT: Hasan Mellah 1875 AHMET MİTHAT: Hüseyin Fellah 1875 AHMET MİTHAT: Karı Koca Masalı 1875 AHMET MİTHAT: Yeryüzünde Bir Melek 1876 AHMET MİTHAT: Felaatun Beyle Rakım Efendi 1876 AHMET MİTHAT: Pariste Bir Türk 1877 AHMET MİTHAT: Çengi 1877 AHMET MİTHAT: Kafkas 1878 AHMET MİTHAT: Süleyman Musli 1878 NAMIK KEMAL: İntibah 1880 NAMIK KEMAL: Cezmi 1881 AHMET MİTHAT: Belliyat-ı Müdhike 1881 AHMET MİTHAT: Henüz On Yedi Yaşında 1881 AHMET MİTHAT: Karnaval 1882 AHMET MİTHAT: Acaib-i Alem 1882 AHMET MİTHAT: Dürdane Hanım 1882 AHMET MİTHAT: Vah 1884 AHMET MİTHAT: Cellat 1884 AHMET MİTHAT: Esrar-ı Cinayet 1884 AHMET Mİ... Devamı

14 05 2010

Derin devletin tek amacı vardır / Can Ataklı

Derin devletin tek amacı vardırSevgili okurlar; bugün geçtiğimiz haftanın değerlendirmesini yaparken hayli iddialı bir analizi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sizlere belge veya kanıta dayanmasa da 30 yılı aşkın meslek hayatımda edindiğim bilgi ve deneyimlerden yararlanarak derin devleti anlatmak istiyorum. Yılların gözlemi Meslek hayatım boyunca pek çok cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, siyasetçi, yüksek bürokrat, silahlı kuvvetler mensubu, iş adamı, aydın, akademisyen ve araştırmacı ile tanıştım, konuştum. Bu kişilerdan kimi yazılmak kimi de yazılmamak kaydıyla pek çok bilgi aldım, birçok konuşmaya tanık oldum. Gerçek derin devlet Bütün bu gözlem ve deneyimlerden sonra şunu açıkça söyleyeyim ki, Türkiye’de derin devlet var. Üstelik çok güçlü. Ama bugünlerde konuşulduğu gibi bunun kökeni Gladyo veya kontrgerilla olmadığı gibi uzantısı da Ergenekon değil. Bunlar ancak derin devletin araçları veya taşeronları olabilir. Bu derin devlet Cumhuriyet kurulduğundan beri yaşıyor. Ve bu büyük gücün tek bir amacı var. Laik cumhuriyet Sevgili okurlar, derin devletin tek amacı “Laik cumhuriyeti ne pahasına olursa olsun korumaktır.” Bu derin devlet laik cumhuriyet tehlikeye girmedikçe müdahaleci olmaz. İktidara sağ gelmiş sol gelmiş fark etmez. Derin devletin başı, bir numarası yoktur. Çünkü bu organizasyonu olan bir örgüt değil bir “temel felsefedir, düşünce yapısıdır.” Nasıl oluştu Derin devletin temelleri Cumhuriyet kadrolarının kurulmasıyla atılmıştır. Bu kadrolar, birbirleriyle organik bağ içinde olmasalar bile “temel felsefe” etrafında birleşmişlerdir. Laik cumhuriyet bir tehlikeyle karşılaştığında kendiliğinden devreye girer. Doğal olarak derin devleti oluşturan kadrolar, ... Devamı

12 05 2010

Baykal yeni lideri tarif etti

YELDA CUMALIOĞLU yeldac7@hotmail.com 10 Mayıs 2010 Baykal'ı astık! Türkiye’de herşey olunur ama rezil olunmaz... Murathan Mungan Deniz Baykal’a ait olduğu iddia edilen video görüntüleri ülke gündemini kilitledi. Çoğu gazeteci, siyasetçi, sanatçı vs... milletin başına ahlak bekçisi kesildi. Etik ve dürüstlük meselelerini sadece yatak odasına indirgeyen bir kesim, Baykal’ı istifaya çağırdı. Ve Baykal istifa etti. Tamam, Baykal hatalı ve toplum vicdanını rahatlatmak için Baykal’ın boynuna yağlı ipi geçirdik ama; Maaş kuyruğunda kalp krizi geçiren emeklilerin dişlerinden tırnaklarından arttırdıkları paraları gece yarısı koli koli evine kaçıran banka hortumcularına, Esen her rüzgârda kıblesini değiştiren ve kimlik kartında halen daha gazeteci yazan bahçe kapılarına, Videosu çekilmediği veya biz daha seyredemediğimiz için kapalı kapılar ardında ihale pazarlığı yapan ve tüyü bitmemiş yetimin paralarını Rus modellerine yedirme hayalleri kuran ihale takipçilerine, Yine videosu çekilmediği için mavi donunu göremediğimiz politikacılara, Sekreteriyle bin kere yatıp kalkan ama yakalanmayan uğursuzlara, Soygunun akla hayale gelmeyen bin bir çeşidini keşfederek Türkiye gibi zengin bir ülkenin yüz binlerce dolar dış borç batağına sürükleyen güya girişimcilere, Leblebi gibi uyuşturucu satan baronlara ve bunlara ön ayak olanlara, Sadece Siirt’i infaz ederken, Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış dünyanın en aşağılık insanları olan çocuk istismarcılarına, Her bir b.k’u yiyip de ekrandan pişmiş kelle gibi Türkiye’nin ahlak abidesi rolüne soyunanlara, Çaldığı paranın zekât... Devamı

11 05 2010

DÜNden BUGÜNe Edebiyat Dünyasından Notlar‏

DÜNden BUGÜNe Edebiyat Dünyasından Notlar     Çağının sorunlarını biliyorsan sanatçısın, değilsen ne ozan ne sanatçı ne de insansın .   Tahsin Saraç   Sınıflarımı edebiyat derslerinin bana kazandırdığı itibarla geçmiştim. Yakup Kadri Karaosmanoğlu   Dışarıya kapalı bir dille yazıyoruz… Bizim en büyük sorunumuz kendimizi beğenmememiz, okumamamız… Gençler iki büyük madeni buldular: Halkın Dili ve Halkın Kendisi… Her şey edebiyatı sevmekle başlar…A.Hamdi Tanpınar   İnsan her şeyi kendinden, hayatından çıkarır. A.Hamdi Tanpınar   Dile, toplum sorunlarına bütün eli kalem tutanların eğilmelerini isterdim.  F.Hüsnü Dağlarca   Toplumun yarınına karıncalar gibi çöp taşımakla mutluyum. F.Hüsnü Dağlarca     Politika dışı kalmak, Fransızca deyimiyle apolitik bir varlık olmak insanın elinde değildir. Her yazar-ozan gibi geniş anlamda ben de politikanın içindeyim. Oktay Rifat   Ozanın dili, kişiliği demektir. Melih Cevdet Anday   Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir. Behçet Necatigil   Önemli olan şairler değil, şiirlerdir. Behçet Necatigil   Sanatın ruhbilimsel kaynağı da korku duygusudur. Wilhelm Worringer   Soyut devimsiz olandır. Evren ise başdöndürücü bir devim içinde. Herşey geçip gidiyor. Orhan Hançerlioğlu   Her sanat, alıcısını da kendisi yetiştirir… Sanatçılarla okuyucuları birbirinden ayırmaya olanak yoktur. Cahit Külebi     Doğuda, hele bizde ozanlar her zaman boldur. Sıkıntıların... Devamı

05 07 2009

Emel Kayın’ın öykü mimarlığı ve ‘Mekân Hikâyeleri

Altın Koza yörüngesine girdik ''Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması'' adayları belirlendi. frameborder="0" height="60" id="wt" marginheight="0" marginwidth="0" name="wt" scrolling="no" src="http://www.emlakkulisi.com/ad/418x60.htm" width="416">> 17. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali kapsamında düzenlenen ''Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması''na katılacak filmler Ön Seçici Kurul tarafından belirlendi. Altın Koza AŞ'den yapılan yazılı açıklamada, Altın Koza'nın, ''Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması'' ile Türk Sineması'nın geleceği olan gençleri yüreklendirme geleneğini bu yıl da bozmadığı ifade edildi. Açıklamada, iletişim ve güzel sanatlar fakültelerinin, sinema ve televizyon bölümlerinde okuyan lisans öğrencilerine yönelik yarışma için bu yıl kurmaca dalında 58, deneysel dalında 16, belgesel dalında 19 ve canlandırma dalında ise 20 filmin başvurduğu belirtildi. Açıklamaya göre, ön elemeyi geçerek yarışmaya hak kazanan filmler ve yönetmenleri şunlar: BELGESEL DALINDA Aziz Dede ? Berin Kıvaner (Bahçeşehir Üniversitesi) Bağdat ? Berrak Samur (Ankara Üniversitesi) Duvar ? Emre Karadaş, Deniz Oğuzsoy (Selçuk Üniversitesi) Galla Pazarı ? Okan Aydın (Selçuk Üniversitesi) Kahpe Devran - Cahit Çeçen (Beykent Üniversitesi) Mada ? Musa Ak (Erciyes Üniversitesi) Sadiye - Enes Dinç (Mersin Üniversitesi) Üç Nokta ? Tuğba Bozkurt, İlkem Ulutaş (Selçuk Üniversitesi) CANLANDIRMA FİLMLER Besinlerin Oksitlenmiş Kalıntısı -Orçin Uzun (Kocaeli Üniversitesi) Bir Vücut İki İnsan ? Murat Tahan (Anadolu Üniversitesi) Dalga Teorisi -Deniz Tarsus, Gökhan Okur (Mimar Sinan Üniversitesi) ... Devamı

15 05 2009

İSYAN YORGUNU SESLER

İSYAN YORGUNU SESLER oyun bitti.      sağlam bas yere hesabın kalmasın                                                                        dünde                       tam zamanı şimdi                       ölümü çıkar aklından                       yoğrul bir gülücüğün içinde anladım.         gök mavisi gözlerim                       düşlerim giz dolu bahar                        coştukça güzelleşen su                        gel diyor bana gel                        güneşi öpen çocuklar sustum.          isyan yorgunu sesim                        önüm bulut karanl... Devamı

15 05 2009

URGANLAR GÜL

URGANLAR GÜL urganlar gül doğurduelle gözünü elleriminellerimin gözü kan çanağı uykusuzluğum kalleşliğin yüreği ama soğukbütün bahçelerdeki güllerin dudaklarımda mayası kalbimin tetiğini çeken isyan sevdamı aç yanı başınaöfkeyi yıkasan da tuzlu sularda hırsımı doyuramazsın toprağınıyüreğime ağlayan memleketim biliyorum tarihler vefasız değil biliyorum tarihler dost değil dostluğumun kalbine daya başını orda sen varsıntarihler kahramanlarına değil eylemine sevdalı kahramanlar nasıl yandı                            dost gülüne anlarsın yıkıldı türkülerimin duvarıtanığı da var yitik canı daumut devşirip akan ırmaklaralıp gitti yiğitlerimiöksüz kaldı gül soluyan çocuklar aşkı öğrendim soyundu sesim isim vermedim gecelereseçip aldım günışığı fidanları sorum size söz eskiten insanlar bunca çağın içindegülebilen kaç sabah var namlular namert urganlar gülölümsüzlüğü bakan bedrettinher yağışında yağmurlar sevdayı seni kanar günyanığı analarseni içer dağlarda ceylanlar ceylanlar tek başına değil kentler alabildiğine kırkayak dağlarsa yangınçoban yastıkları mor beyaz gövdemiz çobanyastığı ateşi yalıyor karıncalar karıncalar ateşkarıncalar gül doğurdu kanadı urganlaradresi yitik zaman diliminde sorgusuz geçtik dağlardan gölgeler bizi vurdu gençliğin içindeki hasrettir susku dehşet ağıtlarımızın çiçeğini açıyor yaşama iniyor uçuk bir mavi yağmurlar yağıyor harmanıma öfkeyi kına gibi karan kadınlar sevdayı yakıyor ellerinenamlular şakağımdaşahdamarım delindiaha ben gülümsığdıramazsın saksılaradağlar s... Devamı

28 04 2009

DERGİLERDEKİ ŞİİRLERİ 4 / BEKİR KOÇAK

SESİNİ TANIYAN RÜZGÂR                            -Doğankent beldesi halkına sevgilerleGöz göze benziyorsevgi uzaktaşra tafrası fırtınatöre deyinceinci düşüncetoplumsal onulmazlıkkahrın saklandığı mekânışkın sürmez bağrı yanıkot koynunda kertenkelesesini tanıyan rüzgardalga yorgunu denizkutsal ayaklarda iz-batı- taş taş üstünde kalmasa datarihin elinde tanrıöfkesi yalın kılıçsüt aklığında yontularzaman hicran karası-doğu-unutmak kolay değilsadi'yi acem halılarınıay şavkı ruh-i ilahiyıldız kırpar ehli bozkırdili deryaanlamlı muştu takvimde yaprakbağdat'ı basra'yı geçernefes dergah-ı anadolusevdayı donanırgönül evisürer aşkın atını zamanaahmet yesevigün döner, mevlana dönersecdesinde arşı zeminsom altından bir eşikevvel ezelitacı tahtı narbektaşi velikıta aynı kıta mıdostluğa dairyunus-u pirbahçede güldüğmesi alev aslısevdası külde keremlalezara ahu figan"bir hoş sada" şimdidünden bugüne kalanBekir KOÇAK  Sisli Deniz Ufku kuşku sınırları güne dayandı yaşam bölük pörçükaç gözlülük sarmış evrenisisli deniz ufkunda bunalımlar dava küçük değil                       dava çok büyük kapanır bu yarakuş uçar kervan geçer büyür çocuklar              bozulur tuzağı yalanın               bilinir kadri tuzun ekmeğin               toprağın din er sancısı  &n... Devamı

16 04 2009

TÜYAP 14. İzmir Kitap Fuarı Proğramı

TÜYAP 14. İZMİR KİTAP FUARI Fuar etkinlikleri İzmir'de kitap mevsimiTÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım AŞ ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile Uluslararası İzmir Fuar Alanı'nda kurulacak olan 14. İzmir Kitap Fuarı, 18-26 Nisan 2009 tarihleri arasında açık olacak. Bu yıl yazar Tarık Dursun K.'nın onur konuğu olacağı İzmir Kitap Fuarı, yaklaşık 300 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek. Fuarda geniş bir konu yelpazesi içinde konferans, söyleşi, panel, şiir dinletisi gibi 150'ye yakın kültür etkinliğinde ve imza günlerinde yüzlerce yazar okurlarıyla buluşacak. İlber Ortaylı, Ataol Behramoğlu, Füruzan, Server Tanilli, Üstün Dökmen, Banu Avar, Nihat Behram, Ahmet Telli, Ercan Karakaş, Feyza Hepçilingirler, Kemal Özer, Namık Kuyumcu, Hayri K. Yetik, Yüksel Pazarkaya, Sevgi Özel, Deniz Kavukçuoğlu, Deniz Som, Erdal Sarızeybek, Erol Manisalı fuarda yer alacak yazarlardan bazıları.23 Nisan Çocuk Şenliği14. İzmir Kitap Fuarı kapsamında TÜYAP Çocuk Kulübü bünyesinde söyleşi, okuma saati, atölye çalışmaları, gösteriler ve tiyatro oyunları gibi 20'ye yakın kültür ve edebiyat etkinliği gerçekleştirilecek. TÜYAP Çocuk Kulübü 23 Nisan Çocuk Şenliği, 22-23 ve 24 Nisan 2009 tarihleri arasında yapılacak. Fuar, 18-25 Nisan 2009 tarihleri arasında 11.00-20.00, kapanış günü olan 26 Nisan 2009 11.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.18 NİSAN 2009 CUMARTESİKonferans Salonu ISaat:13.00-14.00Panel: 'BM Güvenlik Konseyine İki Yıllık Geçici Üyeliğin Türk Dış Politikasına Yapacağı Etkiler'Yöneten: Ercan KarakaşKonuşmacılar: Faruk Şen, Hüseyin Arslan, Aydın Yardımcı, Ahmet GülerDüzenleyen: TAVAKSaat:14.15-15.15Panel: 'Yayıncılığın Sorunları ve Çözüm Önerileri'Yöneten: Doğan Hı... Devamı

13 04 2009

TÜYAP 14. İzmir Kitap Fuarı 18-26 Nisan 2009 İmza Günleri / Alsa

YAZAR ADI-SOYADI          YAYINEVİ     İMZA GÜNÜ  İMZA SAATİ YAZAR ADLARI ALFABETİK: ADNAN BİNYAZAR            CUMHURİYET KİTAPLARI            26.04.2009      13.15-14.15AHMET ÖNEL          TUDEM          21.04.2009      TÜM GÜNALEV COŞKUN        CUMHURİYET KİTAPLARI            26.04.2009      13.15-14.15ALİ ERKAN KAVAKLI        NESİL YAYINLARI  25.04.2009      12.00-18.00ALİ KARAÇAM        NESİL YAYINLARI  19.04.2009      12.00-18.00ATAOL BEHRAMOĞLU      CUMHURİYET KİTAPLARI            18.04.2009      14.30-15.30ATİLA ÇALIŞKAN   MURAT KİTAP         23-24.04.2009            12.00-18.00AYDIN BOYSAN      İŞ BANKASI YAYINLARI   19.04.2009      14.00-16.00AYŞE KİLİMCİ         TUDEM          18-19.04.2009            TÜM GÜNBAHADIR SELİM DİLEK     CUMHURİYET KİTAPLARI            18.04.2009      16.30-17.30BANU AVAR EZGİ KİTABEVİ     &n... Devamı

10 04 2009

Ekinsel Özerklik Üzerine

Ekinsel Özerklik Üzerine Ekinde bölgesel özerklik, ulusların gerici ve karşıdevrimci burjuva sınıfınca benimsenebilir, ama toplumsalcılarca benimsenemez. Bütün dünyanın emekçilerini, o bütünleşmesi saklanmadan, evrensel barış kurulamaz. Her özerk ekin siyasası, dünya halklarını biraz daha bölmekle kalmaz, dünya emekçilerinin bütünleşmesini engeller. Sömürgeciliğin tarihini biraz daha uzatır. Devrimciler, hiçbir sömürgeci ekin siyasasına kayıtsız kalamaz. Vecihi TİMUROĞLU Avrupa Birliği, Türkiye Cumhuriyeti’ni, azınlıkların ekinsel (kültürel) özerkliği konusunda sıkıştırıp duruyor. Kürtçe iletişim araçları, Kürtçe öğretim, bu sömürgeci baskının ürünüdür. Ulusların kendi yazgılarını belirleme hakkı, imparatorluk toplumlarına karşı ulusal bilinç belirtisidir. Roma İmparatorluğu, böyle bir hakkı ağzına almamış ama “böl ve yönet” siyasasını imparatorluğun temel siyasası yapmıştır. Sermayeci düzenin egemen olmasından sonra sömürgeci devletler, Roma’nın bu siyasasını çağdaşlaştırarak sürdürmüşlerdir. 1952 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, “halkların kendi yazgılarını belirleme hakkının, insan haklarından yararlanmanın önkoşulu olduğunu belirtti”. l960’ta bu hakkı genişleterek 1514 sayılı kararını aldı. Bu karar, “Sömürge Halklara ve Ülkelere Bağımsızlık Tanıma Bildirgesi” adıyla yayımlandı. Ne ki sömürgeci güçler, “koruma hakkı” diye garip bir kurumu da kabul ettiler. Yeni bağımsız devletler, sömürgeci bir devleti “koruyucu” olarak seçebilir! Baskı yapıyorlar... Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri, bu haklardan söz ederek Türkiye C... Devamı

10 04 2009

Cumhuryet Kitap Eki 1000. Sayısı 16 Nisan2009'da

Kitap eki 1000. sayısındaOkurun kitaba ulaşmasını kolaylaştırmak için yola çıkan "Cumhuriyet Kitap" 1000. sayısına ulaştı. 1985 yılının başlarında Cumhuriyet Kitap Kulübü'nün yayın organı "Çerçeve" ile ilk adımlarını atan Cumhuriyet Kitap, okurların desteğiyle şimdi kocaman bir aile oldu. Her sayısında okura yeni ufuklar açan Cumhuriyet Kitap, aynı zamanda olmadığı söylenen bir kitap okurunun varlığını da ortaya çıkardı.Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul - 1985 yılı Cumhuriyet gazetesi için önemli değişimlerin yaşandığı bir yıl oldu. Gazete ofset baskıya geçti, okuyucuların ilgiyle takip ettiği eklerin temelleri atıldı, Cumhuriyet Kitap Kulubü (CKK) kuruldu. Okurun kitaba ulaşmasını kolaylaştırma hedefinde olan bu kulüp aynı zamanda, aylık bülten çıkarmaya da başladı. "Çerçeve" adını taşıyan bu bülten, 17. sayısına kadar küçük dergi boyutunda ve ücretsiz olarak okuyuculara ulaştı.1987 yılında Celal Üster ve Mürşit Balabanlar yönetiminde çok sayfalı büyük boy bir kitap dergisine dönüşen "Çerçeve" kitap tanıtımlarına da yer vermeye başladı. "Çerçeve"nin çok etkin bir yayın organına dönüşmesi, bu derginin Cumhuriyet gazetesinin "Kitap Eki" olarak yayımlanması düşüncesini güçlendirdi. Bu düşünce 1990 yılında hayata geçirildi. Artık derginin yeni bir adı vardı: Cumhuriyet Kitap.Derginin ilk sayısı büyük bir heyecanla karşılandı ve gazetenin günlük satışına 35.000 gibi oldukça yüksek bir katkıda bulundu. "Cumhuriyet Kitap" aynı zamanda Türkiye'de olmadığı söylenen bir kitap okurunun varlığını da ortaya çıkardı. Bugün, olmazsa olmazları arasında, edebiyat, sanat ve kültür olan bir dergi 1000. sayısına ulaştı. Yayımlanmaya başlandığı ilk günl... Devamı