İSYAN YORGUNU SESLER
15/5/2009 · Kategori: Şiir
İSYAN YORGUNU SESLER
oyun bitti. sağlam bas yere hesabın kalmasın
dünde
tam zamanı şimdi
ölümü çıkar aklından
yoğrul bir gülücüğün içinde
anladım. gök mavisi gözlerim
düşlerim giz dolu bahar
coştukça güzelleşen su
gel diyor bana gel
güneşi öpen çocuklar
sustum. isyan yorgunu sesim
önüm bulut karanlığı
sevgilim olmadı belki
içimdeki yüzü hep sevdim
hücre hücre besledim güzellikleri
çocukluğum. nasıl geçti neydi o zorbalık
cenazelere birlikte gidişimiz
gülebildiğimiz hasbelkader
alkışla yürüdüğümüz sokaklar
ellerindeydi ellerim
ellerindeydi ellerim
çiğnenirken emeğin yorgun yüzü
kanarken yüreği dünyanın
set çekildi yollarıma
üşüdüm mevzilerde doğrusu
bu cemre öptü gelinciği
köpürdü öfkesinden deniz
suyuna köpüğüne dedim
alındı su
öyküm. ağaçlar aklını oynatmış
öksüz koymuş dalım
küsüvermiş kokusuna baharın
güzel söze ne denir
sorgulasanız da kızamam
çöllere düştüğümüzde yarın
leyla'ya bir mecnun gerek
ordayım yemin billah ordayım
aşkın eli elimde
sevdim bilerek
sular küstü. dört nala durbilmez küheylanlar
içinden çıkılmaz bunca düş
hüznün çoğaldığı bir gerçek
karanlığın sarkacı şimdi yalnız
kim kime neye tanık
bu kaçıncı düşüş
sular küstü sevmedi bizi bir kere
ağlattığı olmuştur anaları
ilkyaza dalgın bakarken
kanına girer arsız bir nilüfer
direnmeye heveslenen yaralı
derin bir boşlukta bırakıp insanları
yakışsa bile sulara
kanı kanla yıkamak
yakışmaz insanlara
umarsızım. bir ben kaldım kanadı kırık
sesim kilitlenmiş döl yatağına
uykusuz bir resmin soluk yüzünde
tanıktır şiirler
acımasız ateşler içinde kaygı
çığlık çığlığa damarda kan
yüzümde küllenen hasret
engeline direnen
her yaşı ömrün ayrı bir sızı
kirli bakışlardan
sıyrılmadıkça insan
bilmiyorum. anlamak güç kıskançlığı
umudun ağlayan çiçeği içimde
çocuk sıcaklığınca saklanan
neyimize kar beyazı fallar
ucunda kan olan diyet
çağrılmadan gelen hüzün
rest çekiyorum baharına
kuşlarına
kör bir zamana tutsak
günışığı arayan yüzün
Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 35-38)

