URGANLAR GÜL
15/5/2009 · Kategori: Şiir
URGANLAR GÜL
urganlar gül doğurdu
elle gözünü ellerimin
ellerimin gözü kan çanağı
uykusuzluğum kalleşliğin yüreği
ama soğuk
bütün bahçelerdeki güllerin
dudaklarımda mayası
kalbimin tetiğini çeken isyan
sevdamı aç yanı başına
öfkeyi yıkasan da tuzlu sularda
hırsımı doyuramazsın
toprağını
yüreğime ağlayan memleketim
biliyorum tarihler vefasız değil
biliyorum tarihler dost değil
dostluğumun kalbine daya başını
orda sen varsın
tarihler kahramanlarına değil
eylemine sevdalı
kahramanlar nasıl yandı
dost gülüne anlarsın
yıkıldı türkülerimin duvarı
tanığı da var yitik canı da
umut devşirip akan ırmaklar
alıp gitti yiğitlerimi
öksüz kaldı gül soluyan çocuklar
aşkı öğrendim soyundu sesim
isim vermedim gecelere
seçip aldım günışığı fidanları
sorum size söz eskiten insanlar
bunca çağın içinde
gülebilen kaç sabah var
namlular namert
urganlar gül
ölümsüzlüğü bakan bedrettin
her yağışında yağmurlar sevdayı
seni kanar günyanığı analar
seni içer dağlarda ceylanlar ceylanlar
tek başına değil
kentler alabildiğine kırkayak
dağlarsa yangın
çoban yastıkları mor beyaz
gövdemiz çobanyastığı
ateşi yalıyor karıncalar
karıncalar ateş
karıncalar gül doğurdu
kanadı urganlar
adresi yitik zaman diliminde
sorgusuz geçtik dağlardan
gölgeler bizi vurdu
gençliğin içindeki hasrettir susku
dehşet ağıtlarımızın çiçeğini açıyor
yaşama iniyor uçuk bir mavi
yağmurlar yağıyor harmanıma
öfkeyi kına gibi karan kadınlar
sevdayı yakıyor ellerine
namlular şakağımda
şahdamarım delindi
aha ben gülüm
sığdıramazsın saksılara
dağlar sular inancını kanımın
dağlar mor değil ki
dağlar al
acının duvarlarında yekindi çığlıklar
çığlıklar fidanlarıma bahar
bir memleketimi
bir de sizi sevdim karıncalar
bakışlarınız buğdayca temiz
yürekleriniz halk emziren sevgili
ve bilin ki size uzanan eli
türküleyin çağlara
memleketimin gülüdür
sevdamın sırrıdır diye
bilirim bize hiç görünmedi tarih
hep acıyı yansıladı yüreklere
yokluğu doğurduğu evlere
hep ölümü yedirdi
çöz beni artık tarih
kolların dost değil
kolların soğuk
şiirin ateşin türkünün ağaçları
kanmın tomurcuğu
acısı saçlarına düğümlenen anaların
öfkesi ikiz doğuran babaların
umudu benim
çöz beni tarih
suları köpürte köpürte
dağları yara yara
çiçekleşen sevgileri
yükleyip ırmaklara
sevdaya akacağız
yarınların anlamı açık
külü havaya savrulan yangın
kaçamak sevecen uysallık
sevgiyi açışı çiçeklerin
karıncaları ısıtan güneş
dudaklarında gülümsemelerin alı
anlamsız kınınları değil
emeği yazan tarih
ve ölümlere bahane aramayan canlar
günaydın
günaydın
günaydın
size insanlar
Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 23-26

